2013.12.17_s04-ALi iMRAN 86-87-88 ışığında,müminlerden liderlerini,hocaların,kendi yazdıkları?-1080p

Advert

Teşekkürler! Arkadaşlarınıza da önerin!

Bu videoyu beğenmediniz. Dikkate alacağız!

Advert
Ekleme Tarihi by admin
4 İzlenme
17 Aralık 2013 tarihli Kur’an sohbeti
4. SORU : Ali İmran 86, 87 ve 88. ayetler ışığında mü’min olduklarını iddia edenlerden, liderlerini, hocaefendilerini, şeyhlerini ve de kendi yazdıkları kitapları Kur'an'dan üstün tutanların durumu da lanetlenmiş mi olmaktadır ve bu tip kimseler ebedi cehennemlik midir?
Bakara 2/78 :
وَمِنْهُمْ اُمِّيُّونَ لَا يَعْلَمُونَ الْكِتَابَ اِلَّا اَمَانِىَّ وَاِنْ هُمْ اِلَّا يَظُنُّونَ
Onların bir kısmı ümmîdir[1*]; o kitabı değil onunla ilgili kurguları[2*] bilir ve sadece tahmin yürütürler.

[1*] Ümmi, anasından doğduğu gibi kalmış, bir şey öğrenememiş kişidir (Lisan’ul-Arab). Her insanın ümmi olduğu konular vardır. Nebîmiz okuma yazma bilmediği için ümmî idi (Araf 7/157 , Ankebût 29/48). Buradakiler de okudukları kitabın içinde ne olduğunu öğrenmedikleri için ümmî sayılmışlardır.
[2*] Kurgular diye tercüme ettiğimiz emânî =أَمَانِيَّ, ümniyye'nin çoğuludur. Ümniyye, temenniden doğan kuruntudur. Arapçada temenni, genellikle aslı olmayan bir şeyi istemektir. Mücahid dışındaki tefsircilere göre ümniyye, kitabı anlamadan okumaktır. Çünkü onu anlamadan okumak, kişiyi temelsiz beklentilere sokar. Mücahid ise buradaki emânînin "yalanlar" anlamına geldiğini söylemiştir. (Müfredât) Ona göre mana şöyledir: “Onlardan bir kısmı ümmîdir, o kitabı bilmezler. Bütün bildikleri yalan yanlış şeylerdir. Bunlar sadece tahmin yürütürler.” Biz birinci manayı tercih ettik.
Bakara 2/79 :
فَوَيْلٌ لِلَّذٖينَ يَكْتُبُونَ الْكِتَابَ بِاَيْدٖيهِمْ
ثُمَّ يَقُولُونَ هٰذَا مِنْ عِنْدِ اللّٰهِ لِيَشْتَرُوا بِهٖ ثَمَنًا قَلٖيلًا
فَوَيْلٌ لَهُمْ مِمَّا كَتَبَتْ اَيْدٖيهِمْ وَوَيْلٌ لَهُمْ مِمَّا يَكْسِبُونَ
Fakat elleriyle kitap yazan, sonra geçici[1*] bir çıkar için "Bu Allah katındandır" diyenlerin çekeceği var. Hem yazdıklarından dolayı çekecekler hem de kazandıklarından dolayı çekecekler[2*]!
[1*] Kalîl = قليل, bir şeyin az olduğu veya geçici olduğu anlamına gelir (Mekâyîs).
[2*] İnsanları din yoluyla sömürenler, yazdıkları kitaplara kutsallık vermek için onların kendilerine Allah tarafından yazdırıldığı havasını verirler. İnsanları, Allah adına aldatmanın en çok kullanılan yolu budur.





(Şura 42/13)
شَرَعَ لَكُم مِّنَ الدِّينِ مَا وَصَّى بِهِ نُوحًا وَالَّذِي أَوْحَيْنَا إِلَيْكَ وَمَا وَصَّيْنَا بِهِ إِبْرَاهِيمَ وَمُوسَى وَعِيسَى أَنْ أَقِيمُوا الدِّينَ وَلَا تَتَفَرَّقُوا فِيهِ كَبُرَ عَلَى الْمُشْرِكِينَ مَا تَدْعُوهُمْ إِلَيْهِ اللَّهُ يَجْتَبِي إِلَيْهِ مَن يَشَاء وَيَهْدِي إِلَيْهِ مَن يُنِيبُ
“Allah Nuh’a ne emretmişse onu, sizin için bu dinin kuralı (şeriat)[*] yapmıştır. Sana vahyettiğimiz, İbrahim’e, Musa’ya ve İsa’ya emrettiğimiz şudur: “Bu dini ayakta tutun ve birbirinizden ayrı düşmeyin.” Senin çağırdığın şey müşriklere ağır gelir. Allah, bu dini tercih edeni kendi tarafına (yoluna) seçer ve O’na yöneleni doğruya yönlendirir.”
[*] Din fıtrattır(Rum 30/30). Adem’den Nuh’a kadar olan dönemde farklı din ve tabiat kanunlarının(fıtratın), Nuh’tan bugüne ise mevcut din ve tabiat kanunlarının geçerli olduğu anlaşılmaktadır.Bunlar, ibadetler, Allah’a karşı görev ve sorumluluklar, ortalama insan ömrü, hastalıklara karşı direnç, atmosferin kalınlığı ve oksijen miktarı gibi çok çeşitli kanunlar olabilir. Nuh Tufanı, ilimde buzul çağının sona ermesi olarak bilinmektedir. Buzul çağı ile şimdiki dönem arasındaki bu fıtrat ve din farklılığı insanların yaşam kurallarının (şeriatının) değişmesi sonucunu doğurmuştur.
Kategori
GÜNDEM

Yorum Yazın

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın.